Mecburi Hizmette Sıkıntılar
Mecburi Hizmette Sıkıntılar

     Yıllardan beri devam eden mecburi hizmet uygulamasının, ülkemizdeki hekim dağılımında olumlu katkı sağladığı şüphesiz. Böyle giderse mecburi hizmetin yerine daha iyi bir sistem gelinceye kadar da uygulamanın devam edeceği anlaşılıyor. Madem bu zorunluluk devam edecek, o zaman sistem nasıl sevimli hale getirilebilir diye düşünmek ve iyileştirmeler yapmak gerekmez mi?

     Mecburi hizmetin mantığı neydi? Doğu ve Güneydoğu’da hekimlerin daha yoğun hizmet vermesini sağlamak. Halbuki son atamalarda radyoloji, cildiye, göğüs, kardiyoloji gibi dallarda arkadaşımızın Van'da mecburi hizmetini yapabilmesini sağlamak için yoğun gayret göstermelerine, hatta bu branşlarda ihtiyaç yazılı olarak bildirilmesine rağmen bu ilde mecburi hizmet yerleri açtırılamadı.

     Daha somut olarak örnek vermek gerekirse, 2 ay önce göğüs uzmanlığı için Van'da açtırılamayan kadro, hekim arkadaşımızın başka bir ile gönülsüz olarak gidişinin ardından, iki ay sonra açıldı. Van'da kalmak isteyen arkadaşımız burada kalamadı. Halbuki yeni açılan kadroya muhtemelen istemeye istemeye bir arkadaşımız gelecek. Bu iki ay içerisinde bu hastaneden giden bir göğüs uzmanı da yok. Norm kadro denilerek icraat yapılmasına rağmen bu prensibe her zaman uyulduğunu söylemek zor.

     Yine Trakya'da çalışan bir hekim arkadaşımız Van'da yardımcı doçent olarak ataması yapıldığı halde Trakya'daki mecburi hizmet süresini tamamlamadığı için üniversiteye başlayamadı ve akademisyen olma hakkı yandı. Ülkenin en doğusunda yıllarca hizmet verecek bir meslektaşımızın hizmetinden yöre halkı mahrum kaldı.

     Üst ihtisasını bitiren bir hekim arkadaşımız, üst ihtisasından vazgeçip, kendi uzmanlık dalında aynı ilimizde serbest çalışabilmek için izin istediğinde, ''pratisyen hekimlik bile yapamazsın'' cevabını aldı. Doğuda gönüllü çalışmak isteyen hekim arkadaşlarımız mevcut iken, bu arzularını yerine getirememeleri hiçte mantıklı görünmüyor. Mesleğinin kalan yıllarca süresini Van'da geçirmek isteyen bir uzmanın bu dileğini yapamıyor olması, sistemin ciddi revizyona ihtiyacı olduğunu göstermektedir.

     Mecburi hizmet yerlerinin nasıl oluşturulduğu ve açıldığı, bu yerlere atamaların nasıl yapıldığı konusunda birtakım sıkıntılar olduğu hekimler arasında gün geçtikçe artan bir huzursuzluk kaynağı. Bu hususta bilgisayardan yapılan atamalara ve noter huzurunda olduğu söylenen çekilişlere meslektaşlarımızın güven bunalımları mevcut. Siyasilerin ve siyasetçi yakınlarının müdahale şüpheleri her geçen gün artan bir huzursuzluk sebebi. Hekimler arasında açılan yerlerin birtakım isimlere göre açıldığı, kalan yerlerin ise garibanlar arasında paylaştırıldığı düşünceleri çok rahatsız edici. Misyonu olan, idealleri olan, doğru bir çizgiye sahip olma iddiası taşıyan kadrolar için, değil bu iddiaların doğru olması, düşünülebiliyor olması bile bir facia. Üzerimize düşen görev, varsa bu iddiaların üzerine gitmek, yoksa bunların olmadığını, olamayacağını anlatmak.

     2007 yılında ülkemizde bölge ayrımı yapmadan şehir merkezlerini (500-550 gün) ve ilçe merkezlerini (400-450 gün) bir tutan bir anlayışın adaletsiz olduğunu söylemiştik. Hakkâri şehir merkezi ile Batı Anadolu'daki birçok şehir merkezini bir tutan uygulama ister istemez birilerini mağdur etmekte. Halbuki hekimleri Hakkâri'ye gönüllü getirecek şekilde hizmet süresinin makul seviyelere çekilmesi hiç de zor olmasa gerek.

     Üç ayrı dönemde (pratisyen, uzman, üst ihtisas) mecburi hizmet süresi de mutlaka makul bir seviyeye çekilmelidir. Örneğin; ''Mecburi hizmet süresi toplamda 2,5 yılı aşamaz'' gibi bir uygulamaya geçmek gerek. Yoksa mezuniyetten sonra bir görevlendirme, uzmanlıktan sonra bir görevlendirme, üst ihtisastan sonra yine bir mecburi hizmet, bu sistemin yanlış olduğunu birilerinin fark etmesi gerek.

     Sonuç olarak, 2005 yılında başlayan mecburi hizmetin yeniden bir revizyona ihtiyacı var. Uygulama konusunda fazla bir ses çıkmaması, uygulamanın sevimli hale gelmesinden dolayı değil, herkesin bir şekilde başının çaresine bakmaya çalışması ve mevcudun kanıksanmasındandır. Hekimlerin ilk tercihlerinde Hakkâri, Şırnak, Muş var mı? Gelinen mevcut durumda hekimlerin bu illeri tercih edişlerinde bir artış var mı? Hayır, bu iller her seferinde genel kuraya kalmakta ve muhtemelen de en garibana çıkmaktadır. Bunu düzeltmek, bunun için çalışmak gerek. Ta ki her şehrin tercih edilebilirliği birbirlerine yakın seviyelere gelebilsin. Böyle olursa mevcut uygulama zorunlu hizmet değil, memleket hizmeti olur. Herkes de hesabını daha rahat verir.

Yazarın Diğer Yazıları

  TTB Düzelir mi?

 
Kaynak: medimagazin.com.tr