TAM GÜN KANUN TASARISI

TÜRKİYE HEKİM PLATFORMU’NUN

‘TAM GÜN KANUN TASARISI’ İLE İLGİLİ ELEŞTİRİLERİ

1- Tasarıda hekimlerin temel maaşlarında herhangi bir artış öngörülmemektedir. Bu Kanun tasarısının önceki versiyonlarında temel maaşlarda bir artış olacağı belirtilmekte idi, ancak meclise sevk edilen son teklifte yer almadığı görüldü. Bu tasarının hekimleri en çok hayal kırıklığına uğratan tarafı bu oldu. Bordroda yer alan temel maaş, pek çok meslek grubunun maaşının gerisinde kalmıştır. Hangi objektif kritere göre değerlendirirseniz değerlendirin (eğitim süresi; 6 yıl lisans+ortalama 5 yıl ihtisas+3 yıl üst ihtisas, temininde güçlük, iş riski, insan hayatı ile yakın ilişki, vd.), gerisinde kaldığı bu mesleklerle mukayese edildiğinde hekimliğin açık bir haksızlığa maruz kaldığı görülecektir.

2- Çalışanla çalışmayanı ayıran, çalışana hakkını veren bir performans sisteminin uygulanması doğrudur. Ancak, hekimin aylık gelirinin çok büyük kısmının, döner sermayeden alacağı performans gelirine dayalı olması doğru değildir. Ayrıca, halihazırda uygulanmakta olan sistem çalışanla çalışmayanı ayırabilen bir sistem değildir.

3- Bu sistem, uygulamada birçok eşitsizliğe ve haksızlığa sebep olabilmektedir. Aynı hastanede çalışan, aynı branştaki hekimlere yapılan ya da iki farklı hastanede çalışan ve aynı işleri yapan iki hekime yapılan ödeme miktarları arasında büyük farklılıklar olabilmektedir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler çok düşük ek ödeme almakta, bazen bu ödemeyi de alamamaktadırlar. Sağlık kurumlarının sosyal güvenlik kuruluşlarından alacağını tahsil edememesi, kamu hastanelerinin alacaklarının silinmesi, hastanelerin inşa ve tamiri, tıbbi cihaz alımı, dışarıdan hizmet alımı (yemek, güvenlik, temizlik, bilgi işlem, görüntüleme üniteleri vb.) gibi hekim dışında birçok etken nedeniyle döner sermaye ödemeleri etkilenmektedir. Hekimler, bir sonraki ay ne kadar ödeme alacaklarını bilememektedirler.

4- Hekimlere uygulanacak doğru ücret politikası; aylık gelirin halihazırdakinden daha büyük kısmının temel maaş olarak ödenmesi (örnek olarak: halen ödenmekte olan temel ücretin 2-2,5 katı gibi) ve bunun üzerine, gerçekten performansa dayalı olan ve üst sınırı da iyi tespit edilmiş performans ücretinin ilave edilmesi şeklinde olmalıdır. Böylelikle hekimin aylık gelirinin önemli kısmı özlük haklarına, emekliliğine yansıyan etkiye sahip olacaktır.

5- Döner sermayeden performansa göre ödenen ücretin toplam aylık gelir içindeki yüzdesinin azalması; performansla ilgili olarak ileri sürülen bazı olumsuzlukların da (endikasyonların genişlemesi, endikasyon olmadan müdahalelerin yapılması, uygulanmayan işlemlerin uygulanmış gibi gösterilmesi vs.) -şayet varsa- ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.

6- Halen uygulanmakta olan performans sisteminin en olumsuz taraflarından biri de; hekimin mesleğini yaparken maruz kaldığı şartlar nedeniyle işinden gücünden kalması durumunda (örnek: Kırım Kongo kanamalı ateşi olan hastayı takip ederken, kanamalı hastadan sıçrayan kanlarla enfekte olup, hastaneye yatan hekimler) döner sermaye gelirlerinin kesilmesidir.

7- Muayenehanesi olan hekimlerin başka bir sağlık kuruluşunda hasta takibini kural olarak yasaklamayan ancak, SGK ile sözleşmesi olmayan sağlık kurumlarında hasta takibinin yapılabileceğini öngören düzenleme, aslında hekimlerin çalışma hürriyetini ve hekimlik mesleğini uygulama hakkını ortadan kaldıran fiili bir durum yaratmaktadır. SGK ile anlaşması olmayan özel sağlık kurumunun neredeyse hiç bulunmadığı dikkate alındığında, taslağın bu hükmümün çalışma hürriyetini ve mesleği uygulama hakkını kısıtladığı görülmektedir.

8- Halen yürürlükteki yasalara göre hekimlerin emeklilikteki şartları son derece kötüdür. Buna rağmen bu tasarı ile hekimlerin emekliliğine yönelik hiçbir iyileştirme öngörülmemektedir. Bir genel cerrahi asistanının 5 yıllık çalışma süresinin normal bir devlet memurunun 15 yılına karşılık geldiği düşünülecek olursa, alınan risk ve yıpranma paylarının hiçbir şekilde hesaba katılmadığı açıktır. Emeklilik sonrası hekimlerin gelirleri geçinmenin mümkün olmadığı standartlara düşmektedir.

9- Kanun teklifinde Tıp Fakültelerinde çalışan hekimlere (prof., doç., uzman, arş. gör. gibi) döner sermayeden yapılacak ödemelerle ilgili çeşitli yüzdeler (% 600–800 vs.) belirlenmiştir. Bu yüzdeler üzerinden öğretim üyelerine döner sermayeden ödeme yapılması mümkün görünmemektedir. Çünkü Tıp Fakültelerinin bazıları hiç döner sermaye ödemesi yapamazken, bazıları da öngörülen oranların çok çok altında döner sermaye ödemesi yapabilmektedirler. Sonuç olarak, kanun teklifinde öngörülen oranlar sanaldır. Mevcut şartlar altında uygulanabilirliği yoktur.

10- Tıp Fakültelerinin döner sermaye gelirleri açısından darboğaza girmelerinin en önemli sebebi; SGK tarafından uygulanan paket tarife sistemidir. Hastaneye başvuran her hastanın giderlerinin belirlenen sabit ücret tarafından karşılanabileceğini öngören bu sistem son derece irrasyonel bir sistemdir. Biz hekimler Tıp Fakültelerine öğrenci olarak adım attığımız ilk günlerden itibaren; ‘hastalık yoktur, hasta vardır’, ‘Tıp’da iki kere iki her zaman dört etmez’ gibi deyimleri öğrendik. Ancak bugün, SGK maalesef doğruluğu şüphe götürmez bu gerçekleri göz ardı etmektedir. Bu konuda bir diğer vurgulanması gereken husus; aynı (aşağı-yukarı) paket tarife sisteminin hem periferdeki sağlık kuruluşlarında, hem de Tıp Fakültelerinde uygulanmasıdır. Bu durum; birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında tedavi edilememiş en zor, komplike, fazla tetkik ve incelemeye ihtiyaç gösteren hastaların başvurduğu Tıp Fakülteleri açısından oldukça önemli bir haksızlık kaynağıdır.

11- Tıp Fakülteleri döner sermaye gelirleri üzerinden Maliye Bakanlığına ödemesi gereken yüzde oranlar açısından da, Devlet Hastanelerine göre daha dezavantajlı durumdadır.

12- Kanun teklifinde; Tıp Fakültesinde görev yapan bir öğretim üyesi ile, mesleğe henüz başlamış kıdemsiz bir asistanın yapacağı herhangi bir uygulama (muayene, girişim vs.) aynı kefeye konulmaktadır. Bu öğretim üyeleri açısından son derece incitici, motivasyon kırıcı bir durumdur. Öğretim üyelerinin yıllarını vererek kazandığı tecrübe ve bilgi birikimi yok sayılarak; yaptıkları işlerin, yanlarında ihtisas yapan asistanların yaptıkları işlerle eşdeğer tutulması söz konusudur.

13- Kamuoyunda, bu kanunun yasalaşması halinde artık vatandaşın Tıp Fakültelerinde öğretim üyelerine daha kolay ulaşabileceği gibi bir hava estirilmektedir. Ancak mevcut haliyle yasa tam tersi bir sonucun doğmasına neden olabilecektir.

14- Sağlık Bakanımız yeni yasa ile Tıp Fakültesinde bir öğretim üyesinin 14 bin TL aylık alacağını belirtmektedir. Bu tarz açıklamalar kamuoyunu yanıltmakta ve hekimleri 14 bin TL’yi beğenmeyen paragözler durumuna düşürmektedir. Meclise sevk edilen yasa teklifi ile bu meblağın yarısının bile ödenebilmesi mümkün gözükmemektedir.

15- Tıp Fakülteleri ile ilgili olarak göz önünde tutulması gereken çok önemli bir husus şudur: Bu kuruluşlar, akademik kuruluşlardır. Birinci görevleri; bilimsel faaliyette bulunmak (bilimsel araştırma, yayın, yeni buluşlar vs.), ikinci görevleri; eğitim yapmaktır (yeni tıp doktorları yetiştirmek, ihtisas/lisansüstü eğitim vermek). Hizmet üretmek ancak bunlardan sonra üçüncü sıradaki görevidir. Dolayısıyla; Tıp Fakültelerinin bütün enerjisini sadece hizmet üretmeye ve döner sermaye gelirlerini artırmaya sarf etmesini öngören bugünkü sistem tamamen yanlıştır. Bu nedenle de öncelikli görevi hizmet üretmek olan devlet hastaneleri ile rekabet edemez. Sistem o kadar çarpık bir hal almıştır ki; Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerindeki kimi branşlarda ihtisas yapan asistanlar, Tıp Fakültesinde görev yapan hocalarından daha fazla maaş (artı döner sermaye) almaktadırlar. Bu durumun doğal yansımaları TUS sınavı sonuçlarında görülmektedir. Artık, genç meslektaşlarımız ihtisas için tercihte bulunurken, gelir açısından daha iyi durumda olacaklarını bildikleri Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerini üniversite hastanelerine tercih etmektedirler. Üniversite hastanelerindeki bazı branşlar, kalıcı asistan bulmakta güçlük çekmektedirler.

16- Sağlık Bakanlığı ve üniversiteler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kurum hekimleri, çalışma ve ücretlendirme sistemi açısından farklı bir uygulamaya tabidir. Bu hekimler, sabit aylık maaşları dışında, döner sermaye, prim, tazminat, nöbet ücreti adı altında ek bir ödeme almadıkları için düşük bir ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca, İş Kanunu’nun 81. maddesinde 2006 yılında yapılan düzenleme ile kurumlarda çalışan işçilerin işyeri hekimliği hizmetlerinin kurum hekimlerinin asli görevleri kapsamında, ek bir ücret almaksızın yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle, işyeri hekimliği ücretlerinden de mahrum durumdadırlar. Tasarı ile kurum hekimleri açısından hiçbir iyileştirme öngörülmemiş, kurum hekimleri yok sayılmıştır.

 

TÜRKİYE HEKİM PLATFORMU olarak, sağlık hizmetlerinin özelliğinden dolayı, sağlık alanında yapılacak hiç bir düzenlemenin, hekimlerin desteği alınmadan başarıya ulaşamayacağını düşünmekteyiz. Bu nedenle, meclise sevk edilmiş olan ‘Tam Gün Yasa Tasarısı’ ile ilgili olarak yukarıdaki eleştirilerimizin mutlaka göz önüne alınması gerektiğini Kamuoyunun, Sağlık Bakanımızın ve Yüce Meclisimizin dikkat ve bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Türkiye Hekim Platformu çatısı altında bu bildiriye imza koyan Tabip Odalarının listesi aşağıdadır:

-         Afyon Tabip Odası

-         Ağrı Tabip Odası

-         Aksaray Tabip Odası

-         Amasya Tabip Odası

-         Ankara Tabip Odası’nın Kurullarına Ankara Hekim Platformu listesinden seçilen üyeler

-         Bartın Tabip Odası

-         Bilecik Tabip Odası

-         Elazığ Tabip Odası

-         Erzurum Tabip Odası

-         Giresun Tabip Odası

-         Kahramanmaraş Tabip Odası

-         Karabük Tabip Odası

-         Kastamonu Tabip Odası

-         Kayseri Tabip Odası

-         Kırıkkale Tabip Odası

-         Kırşehir Tabip Odası

-         Kütahya Tabip Odası

-         Konya Tabip Odası

-         Malatya Tabip Odası

-         Nevşehir Tabip Odası

-         Ordu Tabip Odası

-         Sakarya Tabip Odası

-         Sivas - Erzincan Tabip Odası

-         Şanlıurfa Tabip Odası

-         Tokat Tabip Odası

-         Trabzon Tabip Odası

-         Uşak Tabip Odası

-         Van - Hakkari Tabip Odası

-         Yozgat Tabip Odası