Ne zaman doktorlarla ilgili bir yazı yazsam, konu ne olursa olsun ‘doktorlara duyulan öfkeyi’ yansıtan pek çok tepki alıyorum. Kimse, doktorların içinde de her meslekte olabileceği gibi, görevlerini iyi yapmayan, iyi yapamayan veya yetkilerini kötüye kullanan küçük bir azınlık olabileceğini dikkate almıyor. Toplumda artık doktor denince bıçak parası alan, hastanede yüzüne bakmadığı hastalara muayenehanede candan ilgi gösteren, ilaç firmalarının bir dediğini iki etmeyen.... kimseler akla geliyor. Zaten Başbakanın ‘Ben hekime iğne bile vurdurmam’, Sağlık Bakanının ‘Hekimler hastanın cebinden elini çeksin’ dediği bir ülkede, fazla söze de hacet kalmıyor. Hekim saygınlığının neden azaldığı ciddi şekilde tartışılması gereken ve sadece hekimleri değil tüm toplumu ilgilendiren önemli bir konu. Sağlık ticarileşiyor Elbette, toplumda her alandaki yozlaşmadan tıp da kendine düşen payı alıyor, ama sağlığın son yıllarda hızla ‘piyasalaşması’, her şeyin para ile ölçülür olması ve sağlığın alınıp satılan ‘ticari bir hizmet’ haline gelmesi doktor ve hasta arasındaki sevgi-saygı ilişkisinin zedeleyen başta gelen faktörlerdir. Mesela, sayıları her geçen gün artan özel hastane ve tıp merkezlerini ele alalım. Bunlar Kızılay, Yeşilay... gibi ‘kár amacı gütmeyen’ birer sosyal yardım kurumu değil, hastalık üzerinden ‘para kazanmak’ amacıyla kurulmuş iş yerleridir. Zaten, bunların çoğunun sahipleri tıpla yakından uzaktan ilgisi olmayan, kimi müteahhit, kimi muhasebeci, kimi hamamcı, kimi fırıncı... olan ve parasıyla ‘daha fazla para sahibi olmak’ isteyen kişilerdir. Hekimler hastane sahiplerinin elinde adeta ‘oyuncak’ olmuşlar ve itibar kaybına uğramışlardır. Tomografi icat oldu Gelişen teknoloji hasta hekim ilişkilerini de ciddi şekilde yaralamıştır. Tıptaki baş döndürücü ilerlemelere ve neredeyse her gün yeni bir inceleme yöntemi çıkmasına rağmen hastalıkların tanısında hastanın dinlenmesi ve dikkatli muayenesi önemini hiçbir zaman yitirmeyecek olsa da, günümüzde hasta muayenesinin nerdeyse kalkmak üzere olduğu da bir gerçektir. Hekimin bilgi, tecrübe ve yeteneğinin yerini ‘elektronik aletler’ almıştır. Hastalık teşhisini çoğu zaman doktorlar değil, biyokimya ve radyoloji laboratuarları koyar olmuştur. Ameliyatları mahir eller değil ‘robotlar’ yapmaktadır. Yakın gelecekte gazetelerde ‘başarılı teşhis ve tedavileri için Siemens ve Olympus firmalarına teşekkür eden hasta ilanlarına’ da hazırlıklı olalım. Hastalar arasında ‘Şu doktor çok iyi’ sözünün yerine ‘Şu hastanenin aletleri en iyi’ sözü dolaşmaktadır. İlaç firmaları doktor ilişkileri Doktorlar ve ilaç firmaları arasındaki karşılıklı çıkar ilişkisi de saygınlığı azaltmada rol oynamıştır. Doktorların hiçbir para ödemeden birkaç bin dolarlık kongrelere gönderildikleri, bilgisayar, cep telefonu, televizyon...vb akla hayale gelmeyecek pahalı hediyelerin serbestçe verildiği... bir düzende doktorlara duyulan saygının ve güvenin de azalması elbette kaçınılmazdır. Tıp fakültelerinin yanlış ve eksikleri Tıp fakültelerinin puanlarının giderek düşmesi yanında, tıp eğitiminin de giderek nitelik kaybetmesi, eğitimde usta-çırak ilişkisinin bitme noktasına gelmesi, eğitimin ezbere dayanması... hekim kalitesini ciddi şekilde etkilemiş, buna bağlı olarak hekim hataları artmıştır. Bakanlığın politik hataları Popülizme yönelik geçmişten gelen uygulamalar... Sistemdeki tüm olumsuzlukların doktorlara mal edilmesi...Sağlığın kalitesinin doktor sayısı ile ölçülür olması... Hastanelerde rehin tutulan hastalardan doktorların suçlanması... Hekim dağılımındaki dengesizlik... Alt yapı ve yardımcı sağlık personeli (hemşire, hastabakıcı, laborant, teknisyen...) yetersizlikleri... de hekim saygınlığının azalmasında çok önemli rol oynamıştır. Reklam yıldızları ve medyatik doktorlar Doktorların yataktan diş macununa, çocuk bezinden kadın bağına... çeşitli ürünlerin reklamlarında boy göstermeleri de hekim saygınlığının sarsılmasında etkili olmuştur. Bunlara ‘medyatik doktorların’ ünlü olma, hasta kapma adına yaptıkları yanlışların yarattığı güven kaybını da eklemek gerekir. Medyanın rolü Medyada, doğruluğu kanıtlanmamış hasta şikayetlerinin -hatta bazen iftiraların-, hekimi suçlayan haberler olarak yayınlanması, hekimin gerçekten kusurlu olduğu münferit bir olayın sık yapılan bir yanlış gibi sunulması; sağlıkla ilgili her olumsuzlukta doktorların suçlaması... da hesaba katılması gereken faktörlerdir. Gelelim neticeye Netice-metice yok, daha ne olsun. kaynak: STAR GAZETESİ |